ÖZGÜR ÖZEL RESMEN DUYURDU: YENİ PARTİMİZİ YARIN KURUYORUZ, AÇIK ARA FARKLA ANA MUHALEFETİZ
TÜRKİYE'DEN HABERLER
21 Temmuz 2026 15:51

Özgür Özel, CHP'den ayrılarak yeni bir siyasi parti kuracaklarını resmen açıkladı. TBMM'deki grup toplantısında yaptığı konuşmada CHP'nin "işgal altında" olduğunu savunan Özel, yeni oluşumu "mücadelenin devamı" olarak tanımladı

Cumhuriyet Halk Partisi'nde (CHP) mutlak butlan kararının ardından gözler, mahkeme kararıyla genel başkanlıktan uzaklaştırılan Özgür Özel'in TBMM'deki grup toplantısına çevrildi. Saat 13.30'da salona gelen Özel, Sözcü TV'ye "Her son bir başlangıçtır" dedi. Özel, "Özgür Başkan, Özgür Türkiye" sloganıyla karşılandı. Sözcü TV'nin aktardığına göre grup toplantısına 83 milletvekili, 74 il başkanı katıldı.

CHP Grup Başkanı sıfatıyla son kez kürsüye çıktığı belirtilen toplantıda Özel, "Bugün vakti gelmiş bir vedanın hüznünü taşıyorum" sözleriyle başladığı konuşmasında hem parti içinde yaşanan süreci değerlendirdi hem de "yeni bir başlangıcın" eşiğinde olduklarını söyledi.

Özel, yeni partinin yarın kurulacağını da resmen duyurarak "Korkanlar çekinenler, üç günlük dünyada şerefini değil de rahat koltuklarını düşünenler varsınlar geride kalsınlar. Biz umudu bu milletin evlatlarının en büyük hakkı olarak görüyoruz. Yarın milletvekillerimizle bir araya geliyoruz, yeni partimizi milletin seçtiği vekillerle kuruyoruz" ifadelerini kullandı.

Özel, yeni kurulacak partinin açık ara farkla Türkiye'nin ana muhalefet partisi olacağını açıkladı. Özel "Elbette bizler sosyal demokratız, altı oka sonuna kadar bağlıyız, ülkenin kuruluş kodlarına, partimizin ideallerine elbette sahibiz. Biz bir büyük çağrının da sahibiyiz. 10 ay önce yüzde 25'ten yüzde 38'e giderken aslan sosyal demokratlarla, muhafazakar demokratları, sosyalist demokratları, Kürt demokratları kucaklamışsak, Atatürk'le sorunu olmayan, Cumhuriyet'le sorunu olmayan tüm demokratları partimize davet ediyorum. Milletvekillerimiz bu büyük yürüyüşün ilk adımı atarken, doğru tasarlanmış, doğru analiz edilmiş şekilde büyüyeceğiz ifadelerini kullandı.

"Kimseyi geride bırakmayacağız" diyerek Türkiye İttifakı'na çağrı yapan Özel "Bizim iktidar yürüyüşümüze herkes güvensin. Yarın sabah hiç kimse bir belediye başkanına, bir meclis üyesine sen niye geçmedin demesin. Kimseyi geride bırakmayacağız. Ben yeni partide yokum diye kulağınızla duymadığınız herkes emin olun ki bizimle birliktedir. Kimse şundan şüphe etmesin, bu iktidar yürüyüşünde ne Ekrem İmamoğlu'nu ne Mansur Yavaş'ı geride bırakırız. Ne Zeydan Karalar kalır Adana'da, ne de Vahap Seçer kalır Mersin'de. Ben onlarla değilim lafını duymadığımız herkes bizimle birliktedir, iktidar yürüyüşündedir" ifadelerini kullandı.

Özel, yeni partinin yol haritasını açıkladığı toplantıyı "Sahipsiz vatanın batması haktır. Sen, siz böyle sahip çıktıktan sonra bu vatan batmayacaktır. Bu yeni yürüyüşe hazır mısınız? Yeni bir yol açmaya var mısınız? Haydi bakalım yeni yolda hep beraber iktidara yürüyeceğiz" ifadeleriyle sonlandırdı.

Özel'in konuşmasından öne çıkanlar şöyle:

Bugün vakti gelmiş bir vedanın hüznünü taşıyorum. Hep beraber tarihi bir kavşaktayız. Bugün buradan tarihi bir konuşma, çok sıra dışı bir konuşma değil, tarihe not düşen samimi bir konuşma yapmaya geldim. Tarihi konuşmayı yapılacak ilk seçimin akşamında hep birlikte yapmak üzere tarihe emanet ediyorum.
Değerli arkadaşlarım Kasım 2023'ten bu yana hep beraber yaşadıklarımızın siyasi tarihimizde çok önemli bir yer tutacağında şüphemiz yok. Bizler bu dünyadan göçtüğümüzde bile bu günlerdeki tutumların evlatlarımıza miras kalacağını görüyoruz.

Size söz veriyorum, her şey bittiğinde asla unutkan olmayacağız. Her şey bitecek ama hep birlikte hatırlayacağız. Bugüne kadar ki duruşlarımızdan, bugüne kadarki yaptıklarımızdan, birileri bu işler unutulur, yaptığı yanına kar kalır diye kimse düşünmesin. Söz veriyorum, zalimi zalim mazlumu mazlum olarak, sinip kaçanı korkak, sorumluluk alanı kahraman olarak, dost olanı dost olmayanı bugünkü tutumlarıyla biz de anacağız millet de anacak.
Türkiye'de yıllardır kurulmuş, kurgulanmış dayatılmış bir düzen var. Bizim bu düzene karşı ilk itirazlarımızın birkaç farklı tarihi olabilir. Ama bu salonda olanlar 14 Mayıs ve 28 Mayıs seçim yenilgilerini kabul edemeyenlerdir.

Aslında bir tepki yok, 3-5 güne geçer diyenler, televizyona çıktığında bir daha cumhurbaşkanı adayı olmayacağım, genel başkan adayı olmayacağım demek yerine, o gün gelince düşünürüm, bir yerel seçim daha geçirelim diyenlere karşı bu millet bir yerel seçime daha bizimle gitmeyecek, bu millet eğer böyle davranırsak bize bir daha yüzünü dönmeyecek, biz bir şeyler yapmalıyız diyenler o gün iki ayrı yola girdiler. O gün yol ayrıldı.

Önemli olan samimiyettir, önemli olan doğru yerde durmaktır, önemli olan bencillik yerine gerekirse kendini feda etmek gerekirse partinin önünü açmaktır.

"BAŞIMIZA NE GELDİYSE ZARARSIZ OLMAYA SÖZ VERMEDİĞİMİZ İÇİN GELDİ"

Hiçbirimiz bu partinin dışarıdan gelmiş birileri değil aksine özbeöz evlatlarıydık. Yarıştık, kazandık. Tarihte ilk kez bir mevcut genel başkanı bir seçimle değiştirdik. Düzenin tekerlerine ilk çomağı orada soktuk. Seçim yaklaşırken hep sordular bize. Size gelip devletten konuşan var mı? Derin yerlerden mesajlar geldi mi? Ben hep yok dedim, o zaman olmaz dediler, size bu partiyi vermezler dediler. Zararsız olduğunu kanıtlayacaksın sonra gelip genel başkanlık oynayacaksın dediler. Bunu hiç yapmadık. O günden sonra başımıza ne geldiyse bundandır. Tarihe not düşecek, tarihi bir konuşma değil, açık açık söylenecek tarihe bırakılacak günü geldiğinde hatırlanacak bir konuşma yapmaya geldim.

O gün partide genel başkan değişti, yöneticiler değişti. Ama esas partide bir yönetim anlayışı değişti. O gün tıpış tıpış oy verecekler diyen anlayış yerine, onları dinleyen, sokağı dinleyen, il-ilçe başkanlarını dinleyen bir anlayış yönetime geldi. 7 yıllık ilçe başkanıyla üçüncü kez tanışıp memnun olan yerine, partinin 10 farklı ilinde çayı demleyen emekçinin adını bilenler iktidara geldi.

"PARTİNİN ADI DEĞİŞİR, LOGOSU DEĞİŞİR, GÜN GELİR DEVRAN DEĞİŞİR AMA BİZİ BU BİRLİKTELİĞİ BÖLEMEZLER"

Partinin adı değişir, logosu değişir, gün gelir devran değişir ama bizi bu birlikteliği bölemezler. Biz bir bütünüz, bu bütünü asla bölemezler. Çünkü bu bütün 103 yıllık bir gelenekle birbirinden ayrı durmayan bir bütündür. Ve değerli yol arkadaşlarım kurultayın ardından önümüzde sadece 4 ay vardı. Esas partideki değişimin Türkiye'yi değiştirip değiştirmeyeceği, milletin yeni bir kredi verip vermeyeceği o 4 ayda belli olacaktı. O 4 ayda kadınlara, gençlere, ölçme değerlendirmeye önem verildi. Ankette çıkmayan o listeye konulmadı. Eldekiler kazanıldı, Türkiye'nin yüzde 65'i kazanıldı. Ufak tefek hataların bedelleri ödendi. Kırıkkale'de ödendi, Hatay'da ödendi.
Nasıl Bülent Ecevit 70'lerde ikisi yerel ikisi genel seçimden birinci parti çıktıysa, ikinci olduğum seçimden sonra kurultay toplayacağım dedim. Ben siyasetin kararlılık işi olduğunu, ekip işi olduğunu, bu partinin muhalefete doyduğunu biliyoruz biz. Bunu söyledik. Şükürler olsun 47 yıl sonra CHP birinci partiydi. Çoktan yapmamız gerektiği gibi AK Parti artık yenilmiş, yenilgiyi tatmış, bir kere yarıştık onda da biz kazandık diyen özgüveni görmüştü.

"DERİN DEVLET GELİYOR DİYOR Kİ SANA 'DAHA GENÇSİN PARTİNİN BAŞINDA 30 SENE OTURURSUN'"

Belediye başkanlarımıza ard arda operasyonlar başladı. Partinin kurumsuzlaştırma ve lidersizleştirme düğmesine Erdoğan tarafından basıldı. Belediye başkanlarımızı, kıymetli bürokratlarımızı tutukladılar. Türkiye'nin en büyük belediyesini Esenyurt'u kazanmışız, kayyım atayarak işe başladılar. Ekrem İmamoğlu gibi birisinin başarısını, yolsuzluk, hırsızlık, terör hızını alamayıp casuslukla suçladılar. O Tayyip Erdoğan dokunulmazlıkları kaldıracağım diyip, üç ay sonra bu yargıyla mı diyen Tayyip Erdoğan'ın yaptığı haysiyet suikastlarına karşı arkadaşlarımızın aklanması, partimizin arınması lazım diyen genel başkan iki öğretmenin evladı, 10 yaşından beri yatılı okuyup arkadaş satmamış Özgür Özel olamazdı, olmadı, olmayacak.

Açık açık konuşmaya geldim. Derin devlet geliyor diyor ki sana Ankara merkezli siyaset yap, Ekrem'i bırak diyor. Gel burada çimento var, harç var, kum var karalım, arkadaşlarının üzerine dök betonu 30 yıl partinin başında oturursun diyorlar. Yol ayrımı burasıdır. Yol ayrımı AK Parti'nin kadın kollarıyla, gençlik kollarıyla yenemediği, kara düzen siyasetine kardeşlerimi teslim mi edeceğim kardeşlerim için mücadele mi edeceğim kararının verildiği gündür.

O gün bugün. Herhalde partinin benim için kıymetini, bu partiye, geçmişine, tarihine toz kondurmayan Özgür Özel'in herhalde o günden bugüne gelene kadar mücadenin en iyisini yapmak için üzerine düşeni yapacağından hiçbirimizin şüphesi yoktu. 1333 oy aldım son kurultayda. Tarihin en yüksek oyu. Dedim ki, bu oyların 3'ünü kendime saymıyorum. Bu oylar Özgür Özel'in şahsına değil, partinin birliktelik ihtiyacına, iktidar yürüyüşüne verilmiştir dedim, aynı noktadayım.

Hani tarih bir yerde kırılacaksa burada kırılacak. İnceldiği yerde kopacaksa burada kopacak. Kimse bana particilik oynamayacak. Ya CHP'li gibi davranılacak, ya da saraydan alınan talimatlar uygulanacak.

ÖZEL KURULTAY SÜRECİNİ DEĞERLENDİRİYOR

32 profesör yazdı, tedbir kararı kurultaya engel değildir. Aksine tedbir kurultayı zorunlu kılar. Anayasa Mahkemesi'nden geçmiş örnekleri koyduk verdik. Hala aynı yerdeyiz. PM'de kararı alınabilir bu kurultayın. PM'de 8 farkla öndeyiz, 9 milletvekilimizi ihraç kararıyla birlikte çoğunluğu kendisine almaya çalıştı. O 9 arkadaş AK Parti'nin hedefi olan, bir günden bir güne savrulma yaşamayan arkdaşlarım. Sonra çıkıyor, utanmadan gidecekler yargılanacaklar diyor. Yani AK Parti'ye diyor ki kaldırın dokunulmazlıkları, bunlardan hep beraber kurtulalım.

1040 arkadaştan imza alırız, o 1040 arkadaşın 500 tanesi son seçimde Kemal Bey'e oy vermiş delegedir. Yapma etme Kemal Bey diyorlar. Kendine oy veren 500 delegeyi dinlemeyip o kurultayı da yapmıyor. AK Parti'den karar çıkarttırıp son kurultayın sonucunu değiştiriyorsun.

"İNCELDİĞİ YERDE KOPACAKSA BURADA KOPACAK"

Hani tarih bir yerde kırılacaksa burada kırılacak. İnceldiği yerde kopacaksa burada kopacak. Kimse bana particilik oynamayacak. Ya CHP'li gibi davranılacak, ya da saraydan alınan talimatlar uygulanacak.

Şükürler olsun ki bugün istikameti millete soran bir yolda ilerliyoruz. Bütün başvuruları yaptık. Delege imzası veriyoruz kurultay yapmıyor. Yargıtay karar verecek, istinaf kararı 59 gün tutuyor. Ne zaman adli tatil başlayacak o zaman yolluyor. Talimatı bakanlıktan alıyor. Bugün geldiğimiz noktada biz milletimize hep şunu söyledik. İlk gün sokakta bizi görenlerden kimi partiyi bunlara bırakma dedi, kim yeni parti kur dedi.

Milletimize onları asla ve asla yanlız bırakmayacağımızın sözünü verdik. Bugün mecbur bırakılmış, vakti gelmiş bir vedanın eşiğindeyiz. Yeni bir başlangıcın sarsılmaz umudunu içimizde taşıdığımızı da belirtmek isterim.

Demokrasi mücadelesini ağır bedellerle ödemiş bir siyasi partidir bu. İl başkanlarını suikastlara feda etmiş, işkencelerden geçmiş, darbeler, saldırılar görmüş bir partidir. Bugün geldiğinmiz noktada biz bu büyük mirasın geçmişteki her gününe sonuna kadar sahip çıkmıyoruz. Ancak partimiz saray duvalarının arasına sıkışmış bir işgal altındadır. İşgal altındaki Atatürk mirasını korumak da bu salonun sorumluluğudur. Miras, meşruiyet, yetki, görev bizdedir. Biz asla ve asla 47 yıl sonra partiyi birinci parti yapan, AK Parti'ye ilk yenilgisini tattıran, partinin işgaline direnen, üzerine gaz sıkılan, cop vurulan, Atatürk'ün emaneti tarumar edilen o günden sonra milletvekillerimizle, üyelerimizle, il başkanlarımızla birlikte o binadan çıktık.

Geride yenilgileri, teslimiyetleri, hüzünleri bıraktık. Karşımıza umuda yürüyüşü, iktidara yürüyüşü aldık. Meclis'e geldik, önünde buluştuk, binaya sığındık. O günden sonra bugüne kadar mücadeleyi hep birlikte yürüttük. Sarayla uzlaşmanın ya da uzlaşanlarla uzlaşma noktasında değiliz. İşgal altındaki İstanbul'da saray kuklası bir paşa olmak yerine, Anadolu'ya geçip kurtuluş mücadelesi veren Mustafa Kemal'in gösterdiği yol bizim yolumuzdur.

Bugün geride bıraktığımız şey ne cumhuriyettir ne demokrasi mücadelesidir. Biz o günden bugüne yaptığımız yürüyüşte her adımda eskimiş, köhnemiş siyaseti geride bırakıyoruz. Kontrollü muhalefet olmayı asla kabul etmiyoruz. Devleti partiye dönüştüren anlayışı ve bunun yarattığı korkuyu, sessizliği ve umutsuzluğu geride bırakıyor ve bunları yapanları cesaretle karşımıza alıyoruz. Bu Türkiye'de iktidara yürüyüşün kararlı adımlarıdır. Hiçbir siyasi parti milletten büyük değildir. Hiçbir yapı cumhuriyet ideallerinden daha büyük önemde değildir. Dün olduğu gibi bugün de milletin emrindeyiz.