YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel, YENİ Parti'nin halka yedi sözü olduğunu belirterek, "Millet adına karar veren değil, milletle birlikte karar veren bir siyaseti müjdeliyoruz. Partiler arasında serbest rekabeti, güvenilir seçimleri mümkün kılan ve sonrasında millet kimi seçerse o seçilmişe itibar eden bir anlayışı taşıyoruz. Milletin oyuna hürmet eden bir siyasi ahlakı yerleştirmek üzere yola çıkıyoruz" ifadesini kullandı.
YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel, partisinin genel merkezinde yapılan İl Başkanları Toplantısında başkanlık etti. Toplantı öncesi il başkanlarına hitaben konuşan Özel, "Biz bu binayı Ankara'da tuttuk, Ankara'da kurduk ama ne bu binanın tapusu ne bu hareketin tapusu ne YENİ Parti'nin tapusu hiçbirimizin üzerine değildir. Bu partinin sahibi millettir, tapusu da Cumhuriyetimizi kuran Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün üstüne kayıtlıdır" ifadelerini kullandı.
CHP'li belediyelere yönelik operasyonlar, mutlak butlan kararı ve sonrasında yaşananları kısaca hatırlatan Özel, CHP'nin 38'inci Olağan Kurultayı'nda bazı delege ve il başkanlarının kendisini desteklemediğini ancak onlarla beraber bir mücadeleye girdiklerini belirterek, "O günden sonra yepyeni bir anlayışla kaybetmeyi geride bırakan bir anlayışla yola çıktık. Ve aslında yepyeni bir siyaseti son kurultaydan sonra hep birlikte gerçekleştirdik. Kalıcı ayrılıkları geride bıraktık. 'Sen o taraftaydın, ben bu taraftaydım'ı geride bıraktık. Birbirimize kin, nefret duymayı hiç düşünmedik ve kol kola girdik. En doğru adayları belirleme mücadelesi verdik. Doğrusuyla yanlışıyla ama ne yaptıysak iyi niyetle yaptık" dedi.
"ARKADA KAYBETME ANLAYIŞINI BIRAKTIK"
31 Mart 2024 yerel seçimlerinde CHP'nin uzun yıllar sonra ilk kez birinci parti olduğunu söyleyen Özel, "Gelinen noktada biz arkada binaları, imkânları, makamları değil; biz arkada kaybetmeye alışmayı, muhalefette olmayı, birbiriyle didişmeyi ve birilerine rakip, tehdit olmaksızın bir görevde olma anlayışını bıraktık" dedi.
Yerel seçimlerden sonra CHP'nin iktidara aday olduğunun anlaşıldığını bu nedenle belediyelere yönelik operasyonlar ile CHP'nin iktidar yürüyüşünün önünün kesilmeye çalışıldığını buna karşı Türiye'nin dört bir yanında mücadele ettiklerini vurgulayan Özel, "Hep beraber çalıştık; 81 ilde, ilçelerde defalarca il danışma kurulları, STK'lar, meslek örgütleriyle çalışmalar, sendikalarla, iş insanlarıyla görüşmeler, sayısız ziyaretler. Dünyaya bakarak, Türkiye'yi doğru okuyarak 20 yıldır değişmeyen -ki belki artık her yıl revizyonunu konuşmak lazım- parti programını hem Türkiye'yi nasıl yöneteceğimiz iddiasını ortaya koyarak hem kronikleşmiş, tespitinde ortaklaşılmış sorunların nasıl çözüleceğini somutlayarak yine büyük bir uğraşın sonunda hep birlikte değiştirdik" diye konuştu.
"YARININ İKTİDAR PARTİSİ 18 GÜNDE 600 BİN ÜYEYE ULAŞTI"
Özel, şunları kaydetti:
"AK Parti yargısı, AK Parti'nin kara düzeninin yargı kolları başkanlığı; partimizin genel başkanını, yöneticilerini değiştirip 6 yıl önceki bir kurultaya gidip partiyi 6 yıl seçimsizliğe mahkûm edip, üst üste kazandığımız 4 mazbatayı yok sayıp bildiğiniz süreci başlattı. Maalesef tarih önünde bazılarımız sınavdan geçemedi. Tarih siyasetçilere, insanlara sonra bakıp not vermek üzere sorular sorar. Hep söylüyoruz; karpuzu ortadan böleceklerdi. Bir bütün olarak kalabilen ve sadece sapından ayrışan bir anlayışla tarihin doğru tarafında durduk, durdunuz. Tarihin doğru tarafında duranlara selam olsun. Tarihin eğri tarafından kendilerine makam, mevki arayanlar geride kaldı. Onlar tarihte yarın sorulacak sorulara verilecek cevap bulamamanın utancı içinde kalsınlar. Ancak biz, tarihin doğru tarafında duranlarız. 2 yıldır hazırlanan büyük kötülüğe, o büyük kötülüğün ardından 2 ay süreyle önce genel merkezde, il, ilçe binalarında, mahkeme salonlarında, sokaklarda hem direndik, mücadele ettik hem yola düştük. Türkiye'yi temsil eden 22 farklı şehirde istikamet, yol, yön sorduk. Bir zaman sonra ilk önce 'Aman bırakmayın' diyen millet, bir zaman sonra 'Yeni bir yola çıkın, yürüyün, arkanızdayız' dedi. Bahsedebileceğimiz her türlü imkânsızlığı kendi zihninde yenmiş, kendi gönlünde bize yer ayırmış milletimiz 'Bir yol bulamıyorsanız yeni bir yol açın, arkanızdan yürüyeceğiz' dedi. Ve hep birlikte o yeni yola çıktık. Hep beraber o yeni yolda atılması zor, atılması zaruri ama geleceği kurtaracak ve eskiyi geride bırakacak yeni bir yolu kurduk. YENİ Parti'yi kurduk. Milletimize selam olsun. Hepinize verdiğiniz mücadeleden dolayı da helal olsun.
Hep birlikte kısa zamanda çok işler başardık. Bu geçmiş hatırlatması, bu zaruri tarih önündeki geçmiş hatırlatması bir yana. Bir daha da dönmemek üzere şimdi hep birlikte çok büyük işler başarıyoruz. Tarihin en hızlı örgütlenme sürecini Türkiye'de başarıyorsunuz. Tarihin en büyük üye katılımını başardınız, başarmaya devam ediyorsunuz. Tarihin en büyük bağış kampanyasını yürütüyoruz. Ve milletimizin büyük teveccühüne layık olmaya çalışıyoruz. Şaka değil. Bugünün iktidar partisi, üyesiyle övünen iktidar partisi kurulduktan 1 yıl sonra 400 bin üyeye ulaşmışken yarının iktidar partisi, seçimden sonranın iktidar partisi YENİ Parti 18 günde 600 bin üyeye ulaştı. Elbette bütün ihtiyaçlara yetmez, elbette eski imkânları getirmez, elbette devletin 1 yılda verdiğinin 3'te 1'i bile değildir. Ama '539 milyonluk bir bütçeyle 3 otobüsün olmasın ama bir tanesi olsun, otobüsün benden' dedi. 'Mütevazı bir binan olsun ama o bina bizden, imkânları bizden' dedi. 'Araç lazımsa araç, ne lazımsa biz sağlarız. Kimseye muhtaç değilsin, ben senin arkandayım' dedi. Ve kurulmasına milletin karar verdiği, adını sokakta hepiniz şahitsiniz ki ad arayamadık, 'YENİ Parti' dediler, geçtiler. Adını milletin verdiği, bütçesini milletin belirlediği YENİ Parti'nin şimdi artık bu çıktığı yeni yolda iktidara doğru yürümek ve omzundaki yükün farkında olarak yükü farkında olarak taşımak, arkasında duran milletin umutlarını boşa çıkarmamak dışında bir hedefi yoktur. Yola çıktık, yoldayız. Sizinle birlikte YENİ Parti'nin iktidarını kurmak için yorulmadan yürümeye devam edeceğiz."
İl Başkanları toplantısının iki ana konusu olduğunu söyleyen Özel, "İktidara gelmek için millete ne söz veriyoruz? Onu konuşacağız. İkincisi, bu verdiğimiz sözü tutmak için bize, size hangi görevler düşüyor? Onu konuşacağız. Çünkü bir siyasi partinin iki büyük sorumluluğu vardır: Birincisi, millete nasıl bir düzen kuracağını açıkça söylemek; ikincisi, o düzeni kuracak gücü, kadroyu, iradeyi açıkça ortaya koymak" dedi.
"YENİ PARTİ ESKİ NESİL ÖRGÜTLENME MODELİNİ TERK EDİYOR"
YENİ Parti'nin halka 7 sözü olduğunu belirten Özel, şunları söyledi:
"Sizlere bu toplantıda verilecek YENİ Parti'nin yedi görevi vardır. 1'inci sözümüz Türkiye'ye. Türkiye'ye, millete yedi sözümüzden 1'incisi elbette ki demokratik Türkiye. YENİ Parti siyasetin işletim sistemini değiştirmeye geliyor. Eski nesil örgütlenme modelini terk ediyor. Üyeler ve üye olamayanlar, gönlü partide olanlar ya da üye olmasa da bu partide gönlü olanların söz sahibi olacağı, bütün karar alanlarında tek yetkilinin de partinin üyeleri olacağı bir dönemi başlatıyoruz. Gençler ve kadınlar siyasetin kapısında ya da vitrininde beklemeyecekler. Karar masasında ve temsil mekanizmalarında hak ettikleri yeri bulacaklar. Millet adına karar veren değil, milletle birlikte karar veren bir siyaseti müjdeliyoruz. Partiler arasında serbest rekabeti, güvenilir seçimleri mümkün kılan ve sonrasında millet kimi seçerse o seçilmişe itibar eden bir anlayışı taşıyoruz. Milletin oyuna hürmet eden bir siyasi ahlakı yerleştirmek üzere yola çıkıyoruz. Türkiye kimlikler, hayat tarzları, siyasi tercihler ve eski kamplaşmalar üzerinden bölünmeyecek; bu gerilimler üzerinden yönetilmeyecek. Oy veren de vermeyen de, bir partiye oy veren de vermeyen de iktidara oy veren de vermeyen de cumhuriyetin eşit vatandaşı olarak görülecek. YENİ Parti, 'Türkiye İttifakı' anlayışı içinde Türkiye'nin bütün demokratlarının ortak çatısı olacak. Kutuplaştıran değil birleştiren, dışlayan değil kucaklayan, kavga eden değil sorun çözen bir siyaset kurulmakta, kurulacak, yerleşecek ve iktidar olacak. Milletimize 1'inci sözümüz budur.
Milletimize 2'nci sözümüz adil ve özgür Türkiye'dir. Mahkemede adalet, gelirde adalet, vergide adalet, sosyal hayatta adalet... Adalet anlayışımız bu dört ayak üzerine kurulacak. Yani hukuk önünde herkes eşit olacak. Adaletli bir gelir dağılımıyla toplumda herkes refahtan hak ettiği payı alacak. Adil bir vergi sistemiyle vermesi gereken verecek, vermemesi gereken vermeyecek. Herkes gelirine göre adilane şekilde vergilendirilecek. Ve sosyal hayatta adalet olacak. Hangi inançtan, hangi kimlikten olursa olsun herkes kendini devlet karşısında eşit hissedecek. Basın özgür olacak. Gençleri canından bezdiren yasakların bizatihi kendisi yasak olacak. Türkiye'de sadece yasak getirmek yasak olacak. İnsanlar düşüncesini söylediği için 'Başıma bir iş gelir' diye yutkunmayacak, susmayacak, sinmeyecek, geri çekilmeyecek.
Türkiye'ye ve milletimize 3'üncü sözümüz üreten ve zenginleşen Türkiye'dir. 3'üncü sözümüz üretim ve refahtır, bu yüzden. Türkiye yoksul bir ülke olmaya mahkûm değildir. Aksine Türkiye, yoksullaşması ancak özellikle yanlış yapılırsa olabilecek; aksi takdirde zengin, güçlü ve eşit paylaşıldığında herkesin refah içinde olması gereken bir ülkedir. Biz yoksulluğu yönetmeye değil, yok etmeye geliyoruz. Sanayide daha çok üreteceğiz. Tarımda daha verimli ve daha çok üreteceğiz. Teknolojide daha ileriye gideceğiz. Yatırımı, girişimciliği, ihracatı destekleyeceğiz. Sadece zenginleşip de bir kesimin oradan aslan payını aldığı değil; milletin zenginleştiği bir düzeni sağlayacağız. Yardım alan insan sayısıyla değil; yardıma ihtiyaç duyan insan sayısının azalmasıyla, onu azaltmakla, günü geldiğinde artık onu bitirmiş olmakla övüneceğiz."
"Milletimize dördüncü sözümüz; güçlü ve güvenli Türkiye'dir. Sizi güvende tutacağız. Türkiye'yi güçlü tutacağız. Cumhuriyetimizi, üniter yapımızı, ülkemizin bütünlüğünü ve milletimizin güvenliğini her şeyin üzerinde görüyoruz. Savunma sanayimizi yeni yatırımlarla güçlendireceğiz. Dış politikayı günlük siyasi hesapların değil, Türkiye'nin uzun vadeli çıkarlarının alanı haline getireceğiz. Yabancı devletlerle kısa vadeli, şahsi ilişkiler değil; milletin menfaatini önceleyen, uzun vadeli, kurumsal ilişkiler kuracağız. Orta Doğu'da kalıcı barışı savunmaya devam edeceğiz. Bölgesel kalkınmayı ve komşularımızla iş birliğini önceleyeceğiz. Avrupa Birliği'ne (AB) tam üyelik konusundaki hedefi vazgeçilmez, terk edilmez, ertelenemez bir hedef olarak görüyoruz ve iktidarımızın ilk aylarında yapacağımız deklarasyon,, planlama ve harekete geçmeyle iktidarımızın ilk dönemi bitmeden Türkiye'yi AB'ye tam üye yapacağız. Ve milletimize verdiğimiz güçlü devlet, güvenli Türkiye, Avrupa'nın gücüne güç katıp Türkiye'nin de Avrupa'nın da güvenliğini artık pazarlık konusu yapmaktan çıkaracak.
"KİMSEYİ GERİDE BIRAKMAYACAĞIZ"
Milletimize beşinci sözümüz; kimseyi geride bırakmayan Türkiye'dir. CHP, geçmiş dönemde siyaset yaptığımız, daha sonra ayrıştığımız noktada kalanı ve geleniyle baktığımızda, 'Arkadaşları geride bırak. Ankara merkezli siyasete gel. Otobüsün üstünden in. Miting yapma, sokakta durma. Gel, partinin başında otur. Partinin başında 20 yıl otur. Sana kimse karışmaz. Ama bu iktidarı değiştirmeye çalışma' denilen sözlere prim vermeyenlerin, hiç kimseyi arkada bırakmayanların kurduğu partinin adı YENİ Parti'dir. Nasıl kimseyi geride bırakmadıysak YENİ Parti'nin yeni siyaseti de kimseyi geride bırakmayan bir devlet yönetimi anlayışına sahip olacaktır.
"BEŞİNCİ SÖZÜMÜZ SOSYAL DEVLETTİR"
Sözümüzün özü gerçek sosyal devlettir. Hayatta herkesin başına kötü şeyler gelebilir. işinizi kaybedebilir, hastalanabilirsiniz, yalnız başınıza yaşlanabilirsiniz. Bir anne, çocuğunu tek başına büyütmek zorunda kalabilir. Bir genç, uzun süreler iş bulamayabilir. Sağlıklı bir insan engelli hale gelebilir. İşte sosyal devlet tam da bugünlerde lazımdır. Biz insanları yardıma bağımlı hale getiren bir düzeni reddediyoruz. İnsanı zor gününde ayağa kaldıran bir sosyal devlet inşasını önemsiyoruz. Temel vatandaşlık geliri uygulamasını mutlaka hayata geçireceğiz. Asgari ve insanca bir gelir güvencesini her haneye sunacağız. Ev kadınlarına sigorta ve emeklilik hakkı tanıyacağız. Kimseyi hayatın zorlukları karşısında çaresiz bırakmayacağız. Kimseyi geride bırakmayacağız. Milletimize beşinci sözümüz; güçlü, gerçek, kimseyi geride bırakmayan bir sosyal devlettir.
"ALTINCI SÖZÜMÜZ EVLATLARINA GELECEK SUNAN TÜRKİYE"
Altıncı sözümüz ise evlatlarına gelecek sunan Türkiye. Sözümüz; evlatlarımıza, gençlerimize. Bugün anne-babalarının en büyük kaygılarından biri şudur: 'Benim çocuğumun geleceği ne olacak?' Biraz daha da karamsar; 'Gözüm arkada kalacak. Bu çocuğun sonu ne olacak?' Çocuğunu okutuyor, üniversiteye gönderiyor, büyük fedakarlıklar yapıyor ama sonra o genç iş bulamıyor, torpili olmadığı için geride bırakılıyor. Sonunda dönüyor, dolaşıyor; 'Fırsatını bulursam yurt dışına giderim. Bir daha da dönmem' diyor. Biz bunu tersine çevirmek durumundayız. Nitelikli eğitimi, sınıfsal bir ayrıcalık olmaktan çıkaracağız. Üniversitelerimizi gerçekten bilimin merkezi kılacağız. Gençlerin aldığı eğitimle bulacağı iş arasındaki bağı kuracağız. Evlatlarımıza nitelikli eğitim, liyakat ve gelecek sağlayacağız. Kamuda torpili ve kayırmacılığı kökünden kazıyacağız.
"HEDEFİMİZ KİMSENİN ELE GEÇİREMEYECEĞİ BİR DEVLET DÜZENİ KURMAK"
Milletimize yedinci sözümüz; makamların emanet sayıldığı Türkiye. Bizim iktidarımızda makamlar tapulu mal olmayacak. Görev ve nöbet olacak. Dönem sınırıyla siyaseti yenileyecek; yeni kadrolara, gençlere yol açacağız. Kimse oturduğu koltuğa kök salmayacak. Makam geçici, millet kalıcı olacak. YENİ Parti bütçesini milletin belirlediği, bu yüzden şeffaflığın bizim için en önemli husus olduğu partidir. Siyasi ahlak ve siyasi etik vazgeçilmezimizdir. Bağışları ve harcamaları düzenli olarak milletimize duyuruyoruz. Kuruluş kurultayımızda, kuruluştaki kullanılan tüm bütçeyi, bütün detaylarıyla hem üyelerimizle hem milletimizle paylaşacağız. Sonrasında da bugün olduğu gibi düzenli bağışları düzenli aralıklarla, harcamaları da düzenli aralıklarla kamuoyuyla paylaşmaya devam edeceğiz. Millete, 'Bize güvenin' demekle yetinmeyeceğiz, 'Bizi denetleyin' diyeceğiz. Milletin parasının olduğu her yere, milletin gözünü de koyacağız. Ve iktidardan ayrıldığımız gün, bizden sonra gelenlerin de aynı hukukla yöneteceği kurumlar kuracağız. Çünkü bizim hedefimiz devleti ele geçirmek değil, bir daha kimsenin ele geçiremeyeceği gerçek bir devlet düzeni kurmak. Makamların geçici, devletin ve milletin kalıcı olduğu anlayışına sahibiz.
ÖZEL'DEN İL BAŞKANLARINA YEDİ GÖREV
Milletimize verdiğimiz yedi söz, örgütümüze de yedi görev olarak karşımızda duruyor. Ben karşımda bu görevi almaya, bu görevi yönettiği illere, yönetimlere anlatmaya, ilçelere anlatmaya ve alınan bu görevi yerine getirirken milletin umutlarını ayağa kaldırmaya namzet, kıymetli yol arkadaşlarımı görüyorum. Birinci görevimiz; iktidar kapasitemizi göstermektir. İlk görevimiz, milletin karşısına yalnızca itiraz eden bir parti olarak değil, devleti yönetmeye hazır bir parti olarak çıkmaktır. Türkiye'yi yönetmeye hazırız. Bunu tüm tutum, davranış, eylem ve söylemlerimizle milletimize göstermeliyiz. Dilimizi ve davranışlarımızı yeni siyasetimizle ve YENİ Parti'nin kendisinden beklenen yeni yaklaşımlarıyla uyumlu halde tutmak durumundayız. Devletin ciddiyetini, milletin sorumluluğunu taşıyan kadrolarız çünkü bizler. Ve bizler ilçe örgütlerimizde, il örgütlerimizde, binalarda, sokaklarda, etkinliklerde; nerede olursa olsun disiplini, kararlılığı ve iktidarın yükünü taşıyacak sorumluluğu milletin gözümüzden anlamasını, gözümüzde görmesini, YENİ Parti'nin yeni anlayışını sadece ve sadece size, yöneticilere, üyelere, kadrolarımıza baktığında anlamasını sağlayacak bir anlayışa sahibiz. Birinci görevimiz iktidar kapasitesini milletimize göstermektir.
"İKİNCİ GÖREVİMİZ KAPILARI MİLLETE AÇMAKTIR"
İkinci görevimiz kapıları millete açmaktır. Parti binalarının kapılarını, milletimize ardına kadar açacağız. Sadece herkesi partiye üye olmaya davet etmek değil, üyeyi artık yeni siyasette vadettiğimiz ve heyecanlandığı tüm yapıların içine sokmak, görevlendirmek ve orada o üretimi sağlamak hepinize emanet en önemli görevdir. Mümkün olan tüm mahallelerde, tüm ilçelerde ve tüm illerde mahalle meclislerini, ilçe meclislerini ve il meclislerini büyük bir kapsayıcılıkla arzu eden kimseyi dışarıda bırakmayan, hatta kapasitesini bildiğimiz dışarıda kalmışları ısrarla çağıran, davet eden bir anlayışın sahibi olmalıyız. İl başkanlıkları parti tabelamızın asılı olduğu yerler değil, milletin içine girdiği, sözünü söylediği yerler olacak. Kendi seçmenlerimizle olduğu kadar, bize oy vermeyen seçmenlerle de konuşacağız. Kapsayıcılıktan ve farklı görüşlerden asla çekinmeyecek, aksine gücümüzü oradan alacağız.
"SORUNU EN İYİ ANLATAN EN İYİ MUHALEFET AMA ÇÖZÜMÜ HAZIRLAYAN İKTİDAR OLUR"
Üçüncü görevimiz; her ilde çözümü hazırlamak, çözümün bir parçası olmaktır. İl örgütü yalnız etkinlik düzenleyen, afiş asan, basın açıklaması yapan bir yapı olmamalıdır. Aynı şekilde ilçelerde, ilçelere bakış açımız da bu şekildedir. Bulunduğu şehrin aklı olan, sokağı dinleyen, işçiyi-işvereni dinleyen, esnafla, çiftçiyle, memurla, emekliyle iletişimini bir an olsun koparmayan, meslek örgütlerini, sendikaları, akademiyi, uzmanları, sivil toplumu mutlaka siyasetimize dahil eden bir yönetim anlayışını illerinizde hayata geçirmenizi bekliyoruz. Bize yalnız şikayet getirmemelisiniz. İlinizin sorununu getiriyorsunuz, ilinizin sorununa genel çözüm öneriler biliyor, tartışıyorsunuz ancak son dönemde Denizli, Diyarbakır, Gaziantep, Gebze ve Kayseri'de iş insanlarıyla yaptığımız toplantılarda gördüğümüz odur ki sorunları gayet iyi tespit ettiğimiz, çözüm önerilerimizin genel olarak kabul gördüğü ancak yerelde o ilin, o ilçenin, o sektörün bizden spesifik, somut ve kendilerine özel çözüm önerilerini de duymak istedikleri ve duyduklarında, karar noktasında, siyasi tercihleri değiştirme noktasında bu işin çok etkili olduğu ortadayken sizlerin en önemli görevi; içinde olduğunuz, değiştirdiğiniz programımızı, bildiğiniz programımızı, tüm üyelerimizin bilmesini, o programın da bir hükümet programına evrilme aşamasında katkı sağlayabilecek herkesin yerelde bu katkıyı vermesini ve bizim politikalarımızın seçim zamanında gideceğimiz her ilçe, her il ve her sektör açısından somut, özgün şekilde ete kemiğe bürünmesine katkı sağlamanızı öneriyoruz. Bu konuda güçlü kadrolar, heyetler, çalışan başkanlıklarımız var. Ancak yerelden beslenmeyen hiçbir vaat, hiçbir taahhüt yerelde beklenen etkiyi yapmaz. Bu konuda artık 81 ilin bilgisini, Türkiye'nin hükümet programına taşıyan bir işbirliği için örgütümüzü görevlendiriyoruz. Şunu unutmayalım: Sorunu en iyi anlatan, en iyi muhalefet olur. Ama çözümü hazırlayan iktidar olur. Biz YENİ Parti'yi muhalefet partisi olarak değil, yapılacak ilk seçimlerden sonra Türkiye'nin iktidar partisi olarak kurduk.
"SİZLERİN DÖRDÜNCÜ GÖREVİ; DEMOKRSİYİ ÖNCE KENDİ EVİMİZDE KURMAKTIR"
Sizlerin dördüncü görevi; demokrasiyi önce kendi evimizde kurmaktır. Millete demokrasi sözü veriyorsak önce kendimize bakacağız. Tüm üyelikler 26 Ağustos tarihine kadar hızla sürdü. Bu üyelerimiz yapılacak ilçe seçimlerinde 26 Eylül Cumartesi günü oy kullanarak ilçe başkanlarımızı belirleyecekler. Eylül ayı boyunca, partimize katılacak tüm üyeler, 17-18 Ekim tarihlerinde yapacağımız il başkanlığı seçiminde oy kullanacaklar. Eylül ve ekim ayı boyunca gelecek tüm üyelerimiz de hepimizle birlikte genel başkan seçiminde kendi il ve ilçelerinde oy kullanacaklar. İlçe başkanlığı seçimlerini bir günde yapacağız. İl başkanlığı seçimi, cumartesi günü adaylık şartlarını yerine getiren adayların, il merkezinde toplanacağımız, tutulacak bir salonda; kendilerini tanıttıkları, projelerini anlattıkları ve sizlerden oy istedikleri bir toplantı olacak. Ancak oy verme işlemi pazar günü sabahın erken saatlerinden akşamın geç saatlerine kadar bütün üyelere açık olarak ilçe binalarımızda, hatta temsilcilik, varsa belde binalarımızda yapılacak. En yüksek katılımla ilçe başkanı seçeceğiz, en yüksek katılımla il başkanı, en yüksek katılımla genel başkan seçimini yapacağız.
"GÜCÜNÜ TÜM ÜYEDEN ALAN İL YÖNETİCİSİNİN PARTİNİN EN ÖNEMLİ ORGANI OLMASI KAÇINILMAZDIR"
Bugün atılan küçük bir adım ve YENİ Parti'nin yeni bir adımı ama Türkiye demokrasisi için örnek, geriye atılamaz ve hızla diğer siyasi partilere de yansıyacak, diğer partilerde talep yaratacak bir adım olduğunu görüyor, halkta yarattığı heyecanı büyük bir memnuniyetle takip ediyorum. Gücünü tüm üyeden alan ilçe ve il başkanlarının bundan sonraki süreçlerde, örneğin il başkanları toplantısında, tüm üyelerin oylarıyla seçilmiş il başkanlarının partinin en önemli karar organlarından bir tanesi olması kaçınılmazdır. Gücünü milletten alan, gücünü doğrudan alan ve atanmış değil seçilmiş, şeklen ya da hazırlanmış bir delege tarafından değil doğrudan üye tarafından seçilmiş ilçe ve il başkanlarının Türkiye demokrasisi açısından da çok önemli bir güvence olacağı ve demokrasinin temel dayanağı olan milletten güç alan yöneticilerin hem partimize hem Türkiye'nin geleceğine çok önemli katkılar sağlayacağını şimdiden görüyor, bundan büyük bir heyecan duyuyorum. Gençlerin, kadınların siyasetin kapısında beklemediği, o kapıdan güvenle içeri girdiği, her birinizin illerinizdeki üyelerin kararlarına güvendiğiniz, il başkanının görevinin kendine bağlı bir örgüt kurmak değil, doğru karar verebilen bir örgüt kurmak olduğunu kendi üyemize güvenmeden 'Millete güveniyoruz' demenin bir manasının olmadığını ve demokrasiyi önce kendi evimizde güvenle kurmamız gerektiğini bir kez daha not ediyorum.
"EN GÜÇLÜ TARAFIMIZ OLAN YOLDAŞLIK HUKUKUNA SONUNA KADAR SAHİP ÇIKACAĞIZ"
Örgütümüzün beşinci görevi; kibri, siyasetten silmektir. Eski siyaset millete tepeden bakan bir anlayışa sahiptir. Biz vatandaşla göz hizasında konuşanlarız. Şu anda iktidarın esiri olduğu kibri, siyasetten sileceğiz. Tevazuyu siyasetimizin tek hakimi yapacağız. Patron millettir, siyasetçi milletin çalışanıdır; bunun bilinciyle hareket edeceğiz.
Altıncı görevimiz ise en güçlü olduğumuz tarafımız olan yoldaşlık hukukuna sonuna kadar sahip çıkmaktır. YENİ Parti'de herkes eşittir, herkes yenidir. Bu partinin kıdemlisi, eskisi, imtiyazlısı yoktur. Hep beraber yeni bir yola çıktık. Bu yolda her birimiz birbirimizi koruyacağız, birbirimizin eksikliğini tamam edeceğiz, birbirimize güç vereceğiz. Bir yoldaşlık hukuku içinde birbirimize bağlı kalacağız. Birimizin başına bir şey geldiğinde hepimiz yardıma konuşacağız. Hepimiz birimiz, birimiz hepimiz için ve hepimiz milletimiz için çalışacağız. Yoldaşlık hukukundan asla taviz vermeyeceğiz.
"EN ÖNEMLİ GÖREVİMİZ KAZANMAKTIR"
En önemli görev; YENİ Parti'nin örgütünden beklediği yedinci, tartışmayacağı ve olmazsa olmaz gördüğü görev kazanmaktır. Kazanacağız. Biz girdiği ilk seçimleri kazanan kadrolarız. Bunu kabul etmeyenlere direnen kadrolarız. Kurulan kumpasları bozan kadrolarız. Biz 'Otur, yenilgiyi kabul et. Yenilmeye razı ol, makamını koru' diyenlere karşı makamı elinin tersiyle iten, yollara düşen, yeni yollar açan, iktidara yürüyen kadrolarız. Bu yüzden asla ve asla kaybetmeyi, yenilmeyi kabul etmiyoruz. Biz bu partiyi bir partimiz olsun diye kurmadık. Biz bu partiyi iktidar olsun diye kurduk. Biz bir muhalefet partisi kurmadık, biz YENİ Parti'yi iktidar partisi olarak kurduk. Biz seçim geceleri birbirimizi teselli etmek için bir parti kurmadık, kazanmak ve milletimize hizmet etmek için bir parti kurduk. Biz YENİ Parti'yi, Türkiye'yi yönetmek için kurduk. O yüzden tüm görevlerin en önemlisi ve vazgeçilmezi kazanmaktır. Kazanacağız, kazanacaksınız, Türkiye kazanacak.
"YIKACAĞIMIZ TEK ŞEY AK PARTİ'NİN KARA DÜZENİDİR"
Milletimize verdiğimiz yeni söz, örgütümüze verdiğimiz yeni görev; bunların hepsinin sorumluluğu hepimizin omuzlarındadır. Bütün bu sözleri tutabilmenin tek bir şartı vardır. Görevimizi yapacağız, layıkıyla yapacağız, kendimizi değil partimizi, kendimizi değil milletimizi, kendimizi değil, ülkemizin yarınlarını düşüneceğiz. Biz iktidara kimsenin evini yıkmaya gelmedik. Türkiye'nin bozulan düzenini onarmaya geliyoruz. Yıkacağımız tek şey, AK Parti'nin kurduğu kara düzendir. Yoksulu daha yoksullaştıran, yaşlıyı yalnızlaştıran, kadını evde unutan, çocuğun gelecek umutlarını karartan AK Parti'nin kara düzenini yıkıp YENİ Parti'nin umut dolu yeni düzenini kuracağız. Devleti tamir edeceğiz. Adaletin terazisini dengeleyeceğiz. Ekonomiyi ve Türkiye'yi ayağa kaldıracağız. Bunu yaparken bir kesimi, öbür kesime galip getirmeyeceğiz. 86 milyonun ortak geleceğini kuracağız. Bizim hesabımız milletimizin hesabıdır. Şunu unutmayalım: Bizim rakibimiz farklı düşünen komşumuz değildir. Bizim rakibimiz yoksulluktur, işsizliktir, adaletsizliktir. Bizim rakibimiz liyakatsizliktir, cehalettir, israftır. Yeni siyaset diğerini düşman bilen bir siyaset olmadığı gibi, yeni siyaset siyaset yapmak için bir düşmana ihtiyaç duyan siyaset de değildir. Şahısları, kişileri, partileri, grupları düşman bilmek, ötekileştirmek, uzaklaştırmak, kutuplaştırmak, şeytanlaştırmak, bunun üzerinden kendi arkasını kalabalıklaştırmak Türkiye'nin bugünkü kara düzeninin işidir. Biz düşman olarak kişileri, insanları, yapıları, partileri değil; yoksulluğu, işsizliği, adaletsizliği, haksızlığı, hukuksuzluğu görüyoruz.
"YENİ PARTİ DEVLETİ, MİLLETE GERİ VERMEYE GELİYOR"
Değerli il başkanlarım; şehrinize döndüğünüzde deyin ki 'YENİ Parti geliyor. Kavganın tarafı olmaya değil, milletin tarafı olmaya geliyor. Makam almaya değil, sorumluluk almaya geliyor. YENİ Parti geliyor. Devleti paylaşmaya değil, devleti millete geri vermeye geliyor. YENİ Parti devletin esas sahibi olan millete kapılarını açmaya geliyor.' Bir vatandaştan oy istemeden önce onun derdini sormak, bir insana parti rozeti uzatmadan önce sıcak elimizi uzatmak ve seçimin sandıkta kazanıldığını ama iktidarın gönüllerde kazanıldığını bilmek bizim siyasetimizin en önemli anahtarı ve parolasıdır. Bu yüzden biz birlikteyiz. Bu yüzden biz birbirimize inanıyoruz, birbirimize güveniyoruz. Bu yüzden sokağa çıktığımızda kalabalık oluyoruz, çok oluyoruz, yürürken insan seli olup akıyoruz. Çünkü biz gönül almanın, samimi siyasetin ve milletin kendisi gibi olanların partisi olmanın bilincindeyiz.
ÖZEL'DEN ÜYELİK ÇAĞRISI
Henüz üyemiz olmayan tüm vatandaşlarımıza sesleniyoruz: YENİ Parti üyeliği herhangi bir siyasi parti üyeliğinden çok farklı. Bu hikayeyi kimse dışarıdan seyretmesin. Türkiye'de yeni bir tarih yazılıyor. Biz bu yeni tarihi yazmaya tüm milletimizi davet ediyoruz. Bir Genel Başkan ve bir genel merkez binasından seslenen bir siyasetçi olarak değil; 10 yaşında devlet parasız yatılı bursuyla yatılı okullara gitmiş, orada yetişmiş biri olarak, boğazından geçen her lokma bu devlete yaptığı hizmetin sonucunda devlet tarafından ödenmiş biri olarak, iki emekli öğretmenin evladı, bahçıvan Abdullah Aga'nın torunu, Manisa Hacıhaliller Köyü'nde dokuz yaşından beri tarlada çalışan, Hatuniye Camii'nin arkasındaki saksıcı Ahmet Amca'nın yanında çıraklık yaparak esnaflığa başlamış, kendi mesleği olan, mesleğini kendi memleketinde yapmış, sonra oranın başkanı, sonra Türkiye'nin başkanı, sonra siyasetin bir parçası, bugün de sizin 'yürü, arkandan geleceğiz' diyerek bir adım öne ittirdiğiniz için, kendisiyle, çevresiyle, arkadaşlarıyla ilgili hiçbir beklentisi olmayan, tek hedefi Türkiye'yi bir an önce düze çıkaracak iktidar değişikliğini gerçekleştirmek, vatanını, milletini, bayrağını ve Atatürk'ü seven 86 milyonun birbiriyle kucaklaşmasını ve Cumhuriyet'in ikinci yüzyılında yeni bir Cumhuriyet hikayesinin; herkesin eşit olduğu, herkesin kendini bu devletin sahibi gördüğü, kimsenin geride kalmadığı, hiçbir çocuğun hayata kapatamayacağı bir farkla geriden başlamadığı, anne-babaların evlatlarına yoksulluğu miras olarak bırakmadığı yepyeni bir Türkiye için, 100 yıl önce hedeflenen, 100 yıl önceki hedeflerini tutturmuş, bundan sonra geleceği umutla bakan, bölgesinin de Avrupa'nın da dünyanın da en hızlı büyüyen, en hızlı gelişen, en özgür, en mürreffeh ve en mutlu insanlarının yaşadığı yepyeni bir Türkiye'yi kurmak için bu yeni yola çıktık. Bu yürüyüşümüzde bize katılın, bizimle birlikte olun. Gelin, kadroları seçin, tarihi geçin. Gelin, bizimle birlikte yürüyün, sizinle birlikte Türkiye yürüsün, Türkiye'nin yüzü gülsün. Tüm Türkiye'yi, milletimizi YENİ Parti'nin yeni binasından ilk İl Başkanları Toplantımızdan saygıyla, sevgiyle, önünde saygıyla eğilerek selamlıyoruz."
Özgür Özel'in konuşmasının ardından toplantı, basına kapalı olarak devam etti.

