Ayşegül Aldinç, Fişekhane'de verdiği konserle dinleyicilerine sonbahara yakışan bir akşam yaşattı. Yeşil payetli uzun elbisesiyle çıktığı sahnede yaklaşık iki saat kalan sanatçı, zarif sahne duruşuyla salondaki seyirciyi baştan sona ayakta tuttu. Repertuvarında "Alimallah", "Alev Alev", "Yanlışsın" ve "Ben Kimselere Yar Olmam" gibi yıllara yayılan, herkesin ezbere bildiği şarkılar vardı.
Aldinç'in sahnedeki duruşu kadar seyirciyle kurduğu bağ da gecenin karakterini belirledi. Şarkı aralarında konuşan, anlatan, gülen bir sahne tavrı var sanatçının; bu konserde de aynı samimiyetle karşıladı dinleyicisini. Sonbahar akşamına hem şarkılarıyla hem de kahkahalarıyla damga vurduğu bir geceydi.
Sahnedeki delik ve Crocs esprisi
Gecenin en çok konuşulan anı ise beklenmedik bir yerden geldi. Uzun zamandır ince topuklu ayakkabı giymediğini esprili bir dille anlatan Aldinç, topuğunun sahnedeki bir deliğe denk gelmesiyle küçük bir aksilik yaşadı. Sanatçı bu anı anında mizaha çevirdi: "Al sana ince topuk! Topukcaazımın koskoca sahnedeki tek deliği hedeflemesi beni benden aldı, inan olsun!"
Aldinç, kulisinde giymek üzere Crocs ayakkabılarını da getirdiklerini aynı esprili dille paylaştı ve kendisini Yıldız Tilbe gibi hissetmemesi için artık hiçbir neden kalmadığını söyledi. Kendiyle dalga geçmekten çekinmeyen bu tavır, konserin en çok alkış alan anlarından biri oldu. Bir aksiliğin üzerine gidip onu geceye katmak, uzun yılların sahne tecrübesini gösteren türden bir refleks.
Ayşegül Aldinç, Türkiye pop müziğinin en tanıdık seslerinden biri olarak hem repertuvarını hem de sahne üslubunu yıllardır canlı tutuyor. Yakın dönemde "Velhasılıkelâm" ile dinleyicisinin karşısına çıkan sanatçı, konser programında yeni işleriyle eski şarkılarını bir arada tutmayı sürdürüyor. Fişekhane'deki akşam da tam olarak bu dengeyi yansıttı: nostaljiyle bugünün iç içe geçtiği, tempoyu düşürmeyen bir set.
Müziği, zarafeti ve kendine has mizahıyla Fişekhane sahnesine renk katan Aldinç için gece, seyircisiyle arasındaki o eski tanışıklığın bir kez daha tazelenmesi anlamına geldi. Şarkılar bittikten sonra geriye kalan, iki saatlik bir repertuvarın yanında sahnede yaşanan o küçük kazanın nasıl bir kahkahaya dönüştüğü oldu.