UZUN BİR ARADAN SONRA YENİ BİR ALBÜMLE DÖNDÜNÜZ. NELER HİSSEDİYORSUNUZ?
Kimileri 6 sene olduğunu söylüyor, kimileri 3 sene... Çünkü 3 sene deyince arada Kargo’yla ilgili bir albüm var. O yüzden 3 sene. Ama benim "Mutlu Olmak İstiyorum" albümümden sonra evet, 6-7 sene gibi bir ara var. Bilmiyorum ben çok sevinçliyim sizlerle birlikte tekrar karşılaştığım için. Karşılaşmamızın en büyük sebebi tabi ki şarkılar.
ALBÜM SÜRECİNDEN BİRAZ BAHSEDER MİSİNİZ? NASIL GELİŞTİ?
Bu albüm için yaklaşık 3 senelik birikimin sonucunda 30-35 şarkı birikti sizlerle karşılaşmasını değer gördüğüm. Her şey çok daha başlangıcında. Yani benim genellikle yapmak istediğim şeyler "Sadece 10 tane şarkı var, işte buyurun" gibi bir şey olmadığı için, acaba daha nasıl farklı bir şey yapabiliriz, nerelere gidebilir bir şarkı, bizi nerelere sürükleyebilir, oradan nasıl başka yerlere geçebiliriz… Neyse çok fazla abartmayayım. Dedik ki biz bunu yabancı bir ülkede yapalım. Bunun da en büyük sebeplerinden biri modern dünya müziğine biraz daha yaklaşabilmek. Hem fikir olarak, hem sound olarak. Dediğim gibi bizi de bir yerlere taşıması açısından, yani beni... Çünkü bu yaptıklarınız, daha sonra yapacaklarınızın bir aynası oluyor, bir başlangıcı oluyor. O yüzden de Belçika’da Yves Jongen isimli, sizin de çok iyi tanıdığız aslında, hafızalarınızı biraz yoklarsanız. Hadise’nin Stir Me Up adlı şarkısını yapan çok iyi bir müzik direktörü arkadaşımızla tanıştık ve bir kaç demolar gönderdim. Sonra geri dönüşler oldu. Geri dönüşler hemen oldu, benim en sevdiğim şey. Çünkü genellikle Türkiye’deki müzik direktörleri çok yoğun çalıştıkları için, yani bir çok sanatçıya albüm yaptıkları için geri dönüşler, yani bir şarkının ortaya çıkma süreci çok uzuyor. Uzayınca da bir takım sorunlar çıkıyor. Nasıl sorunlar çıkıyor; çok yavaş ilerliyor her şey, yavaş ilerleyince süre kısaldıkça hızlı ilerlemeye başlıyor gibi, gibi... Bu da bir albümün kendi içindeki enerjisini, kalitesini biraz etkiliyor. Tabi ki bu benim görüşüm, benim için etkiliyor. Dolayısıyla böyle bir hız karşısında beni çok etkiledi ve benim gönderdiğim demolara karşılık Yves’in Belçika’dan geri dönüşleri beni çok tatmin etti. Sonra birkaç ayarlamadan sonra ben 30-40 şarkıyla Belçika’ya gittim ve orada 2 aylık bir süre Yves’le birlikte olduk.
PEKİ BU KADAR ÇOK ŞARKININ ARASINDAN ALBÜMDE YER ALAN ŞARKILARA NASIL KARAR VERDİNİZ?
35 şarkı içinden, aslında öykülerden oluşan bir albüm ortaya çıktı. Belki bir öykü kitabının içindeki CD olacaktı. Çünkü ilk düşüncem oydu benim. Fakat çok kafa karıştırabilir diye, çok fazla gelebilir diye, çünkü bir pop albümü sonuçta bu, biraz daha küçülterek ama yine de bir hikaye barındıran, içinde 10 tane, bir de gizli şarkının olduğu 11 şarkıdan oluşan bir albüm yaptık.
BU GÜZEL SONUCUN OLDUKÇA YORUCU BİR SÜRECİ OLMALI?
2 ay Brüksel’de kaldım. Oradaki çalışmalarımızın sonucunda tekrar 6 aylık bir dönemde Yves şarkıları son haline getirdi. En sonunda işte Mastering aşaması, basılma aşaması derken, 2012 Kasım’da başlayan albüm 2013 Ağustos’unda çıktı. Benim 3 senelik birikimimden, yaşadıklarımdan, yaşamadıklarımdan çıkan sonuç.
ALBÜMÜ HAZIRLARKEN NELERDEN ETKİLENDİNİZ?
Bir müddet adada yaşadığım için denizin, doğanın, insanların yanında bizimle birlikte aslında çoğu zaman unutarak yaşadığımız hayvanların çok büyük etkisi var burada. Kuşlar, kelebekler, balıklar... Aslında hepsinden iletişim aldığımızı, duygu aldığımızı düşündüğüm için hepsi bu albümde var.
PEKİ "DENİZİN ARKA YÜZÜ" BİZLERE NELER ANLATIYOR?
"Denizin Arka Yüzü" bir hikaye anlatıyor. Evlenmek isteyen fakat bunu başaramayan bir adamın üzücü fakat sonradan mutluluğa doğru giden bir hikayesi. Zaten albümü elinize aldığınız zaman bir öykü kitabıymış gibi hissediyorsunuz. Aslında bir öykünün şarkıları bunlar.
ÖYKÜ FORMATINDA TASARLAMANIZIN SEBEBİ NEDİR?
Bunun öykü olmasının en büyük sebebi, biraz müzikal düşünmem yani müzikal olmasını istiyordum aslında. Ama Türkiye şartlarında bunun daha önce bir çok müzikal serüvenlerinden geçmiş bir ülke olarak çok fazla da güçlü bir şekilde bunun oluşamayacağını düşündüm. Çünkü bir müzikal yapmak, dünya standartlarına gelmek tabi ki çok zor, hem maddi hem manevi. İnşallah albümün başarısıyla bunu birlikte görürüz, birlikte yakalarız. İçinde dansın olduğu, estetiğin olduğu, müziğin olduğu, görsel sanatlardan bir çok konunun yer aldığı, öyküsünün olduğu bir müzikalle karşılaştırmak isterim sizleri. O yüzden bu albüm beni hakikaten geleceğe hazırlıyor. Başlangıçta tabi ki Avrupa’da çalışmak biraz daha fikirlerinizi genişletiyor, daha önce söylediğim nedenlerden dolayı.
FARKLI BİR ALBÜM KAPAĞINA DA İMZA ATTINIZ. BU FİKİR NASIL GELİŞTİ?
Candaş Arın’la bir fotoğraf çekimi sırasında ne yapabiliriz, nasıl değişik bir kapak yapabiliriz diye düşündük. Candaş Arın benim daha önceki kuşlu, martılı fotoğrafımı çeken -Hakikaten çok ilginç bir albüm kapağı olmuştu- onu çeken fotoğraf sanatçımız. Onunla yine nasıl değişik bir şey yapabiliriz diye düşündük. Ben çünkü genellikle bu kapakta yüz, kıyafet giyinmiş sanatçı profilinden biraz çıkmak istedim. Bunun da nedeni aslında anlatmak istediğiniz şeylerle ilgili. Eğer onu anlatmak istiyorsanız hiç problem yok ama ben öyle bir şey anlatmak istemiyorum. Zaten 1995’te Her Gece’den beri araya giren bütün albümlerde pek böyle bir şey anlatmak istemedim. Benim ön planda olmadığım, şarkıların ön planda olduğu bir sistemi hep sevdim. Gençliğimden beri, yani şarkı dinlediğimden beri sevdim. Dolayısıyla nasıl farklı bir şey yapabiliriz dedik ve bir odanın içinde denizin altı olduğu bir fikir aklımıza geldi. Daha doğrusu Candaş’ın aklına geldi. Tabi müthiş bir kapaktı. O kapağı da yansıtmaya çalıştık. Oda her zaman için bizim aslında hatıralarımızdır, psikolojimizdir, yalnızlığımızdır, karakterimizdir. Odalar böyle bir şeydir. Onun tavanının deniz olması aslında sizin geri kalan geleceğinizdir. Biz öyle düşündük, öyle bir konsept yaptık. Albümün içinde de zaten giriş ve çıkış var yani odanın içi karanlık. Daha sonra denizin altından üstüne doğru çıkan bir hikaye var burada. Biraz mutlulukla biten bir hikaye aslında. Bunu yansıtmaya çalıştık.
ALBÜM YAYIMLANMADAN ÖNCE ŞARKILARINIZIN TEASERLARINI İNTERNET ÜZERİNDEN PAYLAŞTINIZ. BİRAZ BAHSEDER MİSİNİZ?
Teaser’lar konusunda da Candaş’ın böyle fikirleri vardı. Sadece resim, ama mesela sadece fularınızın hareket ettiği bir teaser düşündük ve bunu da birçok şeyle yapmaya çalıştık. İnşallah beğenmişsinizdir.
GELELİM ALBÜMÜN İLK KLİBİNE. İLK KLİBİN HANGİ ŞARKIYA ÇEKİLECEĞİ BELİRLENDİ Mİ?
Klip fikirleri hakkında tabi kafamızda birçok şey var. Bu kadar bir şey yaptıktan sonra klibin de tabi bunun biraz daha üstüne çıkması gerekiyor. O yüzden de işler bizim için daha da zorlaşıyor. Aslında hikayenin başından başlamak… Yani 1. şarkımız ve problemin başladığı şarkı "Evlenelim Gel"le, aslında problem değil tabi. Daha sonra problem oluyor. Çünkü "Evlenelim Gel" diyen beyin karşısındaki hanımefendi bunu kabul etmiyor. Kabul etmeyince problem başlıyor. Hikaye aslında böyle başlasa daha iyi olur diye düşünüyoruz fakat tabi bütün hikayenin içinde barındırdığı 10 şarkıyı çekmemiz gerekiyor. Bunu nasıl gerçekleştireceğimiz hakkında tabi ki ufak düşüncelerimiz var. Belki şu andan itibaren sizin de olur, bilmiyorum. Ama Türkiye şartlarında biraz zor gibi görünüyor. Yine içinden maalesef tek bir şarkıyı çekip ancak onun üzerinden diğerlerine bağlantı kurmak estetik açıdan mümkün olur mu bilmiyoruz. Mesela albümün içinde adamın gerçeği gördüğü, yani alttan denizin arka yüzüne baktığı bir sahne var. O sahneden başlayarak belki klip başlayabilir. O da "İstanbul Beyoğlu" adlı bir şarkı. Biraz fantastik bir şarkı. Tabi klibinin de biraz fantastik olması gerekiyor. Ama bunlar sadece hayalde, tasavvufumuzda olan şeyler. Bunu nasıl gerçekleştiririz, kısa bir süre içinde belli olacak.
ÇOK TEŞEKKÜR EDERİZ.
Ben teşekkür ederim.

