İSTERSENİZ ALBÜMÜN HAZIRLIK SÜRECİYLE BAŞLAYALIM ...
Albüm 16 Ocak’da çıkmıştı ama bunun bir buçuk yıl öncesine dönersek, albümün oluşturulması yani, albümü yapma fikrinin oluşması bu zamana rast gelir. Bülent Ortaçgil ve Gürol Ağrıbaş ile böyle bir yola çıkma kararı aldık. Yaklaşık bir buçuk yıllık bir sürecin sonunda da albümümüzü elimize aldık ama stüdyo çalışmalarına gelene kadar ki süre yaklaşık bir yıldı. Şarkıları seçmek, oluşturmak, repertuarı oluşturmak... Repertuar oluştururken, yaklaşık dört beş aylık bir stüdyo süreci oldu, o süreçte de hem şarkılarımızı söyledik hem ufak tefek değişiklikler yaptık ve bu sürecin sonunda da albümümüzü elimize aldık.
GÖRÜYORUZ Kİ ALBÜMDE AĞIRLIKLI OLARAK İSMİ GEÇEN İKİ KİŞİ ; BÜLENT ORTAÇGİL VE GÜROL AĞIRBAŞ !
Çalıştığım insanlar zaten uzun yıllardır çalışma arkadaşım olan insanlar. Bülent Ortaçgil, Gürol Ağrıbaş, keza plak şirketim, dolayısıyla birlikte üretim sürecine girdiğimizde, yani işin mutfağında, zaten çalışmış olduğum insanlar var ve o insanlarla belli bir çalışma düzenini oluşturmuşsunuz birbirinizi tanıyorsunuz ve o yöntemin nasıl işlediğini biliyorsunuz. Dolayısı ile de tanıdığınız insanlarla çalışmanın, psikolojik olarak da, insan olarak da rahatlatıcı nimetlerinden faydalanıyorsunuz tabiki. Böylesi bir ortamda birşeyler üretmek çok kolay. Gerçekten, çok zevkli ve çok kolay çünkü karşınızdakinin aşağı yukarı neyi nasıl değerlendireceğini, fikirlerinin sizin fikirlerinizle ne kadar örtüşeceğini ve çoğunlukla da örtüşeceğini bilerek yola galip çıkıyorsunuz, mutlu çıkıyorsunuz, kazançlı çıkıyorsunuz. Birbirimizi anlamak ve işleri oluşturmak adına da bu size müthiş bir enerji ve vakit kazandırıyor, şevk veriyor.
ALBÜMÜN PROJE KOORDİNATÖRÜ OLARAK, HER AŞAMASINDA MUTLAKA YER ALMIŞSINIZ. BİZE BİRAZ BU ÇALIŞMALARI ANLATIRMISINIZ, ZORLAYICI OLDU MU SİZİN İÇİN ?
Evet, albümün hazırlık sürecinin her aşamasında yer aldım ben. Şarkıların seçimi mesela... Bir gece ya da iki gece toplanılıyor, şarkılar dinleniyor ve seçildikten sonra aradan bir süre geçiyor ve aynı gün birbirinizi arıyorsunuz, şu şöyle olsun derken tam birimiz, “aaa evet ben de onu böyle düşünmüştüm” diye karşılık alıyorsunuz. Dolayısı ile tanıdığınız, inandığınız ve aynı fikirlerde örtüştüğünüz insanlar ile çalışmanın tüm avantajlarını yaşadım bu albümde.
BİR BAŞKASININ YAZDIĞI ŞARKIYI YORUMLAMAK SİZİN İÇİN NASIL BİR DUYGU, BİR OYUNU YORUMLAMAYA BENZİYOR MU ? KENDİ YAZDIĞINIZ BİR ŞARKIYI YORUMLAMAKTAN FARKLI MI ?
Tabi şunu da söylemek gerek, şimdi ben sonuçta yorumcuyum ama tabiki kendime göre görüşlerim, inançlarım bildiğim ve tercih ettiğim yollar ve yöntemler var. Bazen işin müzisyenlere teslim olması gereken benim de bunu seçtiğim yerler de oluyor. Ben bu yerleri çok iyi bilebiliyorum, nerelerde birazcık geri durmam gerektiğini çok iyi biliyorum ve o geri duruşlar bana hep artı olarak dönüyor. Dolayısı ile bu biraz Tango’ya benziyor diyebiliriz. Bir teksti yorumlar gibi düşünüyorum. Yorumculuk diye birşey var zaten herkes kendi yazdığı şarkıları söylemiyor ki. Hiç farketmiyor benim için, gerçekten farketmiyor. Yani şarkı bir dünya ve o dünyanın içine girdiğinizde onu kim yazmış, kim söylemiş çok önemli değil. Onun içine giriyorsunuz ve orada bütün kalbinizle onu karşıdaki dinleyiciye ve seyirciye iletmeye çalışıyorsunuz.
ALBÜMÜN SOUNDU DESEK ...
Gürol Ağırbaş albümde çok önemli derim çünkü albümün tüm düzenlemelerini yaptı ve soundunun mimarı o. Dolayısı o ve Bülent Ortaçgil albümdeki belirleyici kesitler. Ercüment Ortaçgil’in bir şarkısı var. Gökhan Şeşen’in, Bülent Ortaçgil’in ve Gürol Ağrıbaş’ın besteleri var, Nadir Göktürk’ün bir şarkısı var Ezgi’nin Günlüğünden mesela... Jehan’ın bir şakrısı var o da çok genç ve yetenekli bir müzisyen. Albümün ilk şarkısı “Derin”nin sözleri -albümün çıkış şarkısı - ona ait ve normalde söz yazmıyor bu sözler onun ilk sözleri de aynı zamanda.
İLK KLİP “YİNE AŞK VAR” ... FARKLI BİR GÖRÜNTÜLEME TEKNİĞİ KULLANILMIŞ
Klibimizi “Yine Aşk Var” şarkımıza çektik. “Motion Pictures” denilen bir sistemle çektik. Kamera önünde şarkıyı baştan sona söylerken arkada olup biten şeyi oradaki hareketi hızlandırarak ya da yavaşlatarak müdahale edebiliyorlar. Böyle bir teknikle çekildi, ilginç, güzel bir teknik oldu. Şimdi ikinci klip için biraz daha bekliyoruz. İkinci klibi büyük bir olasılıkla “Derinde” şarkısına çekeceğiz. Onun için biraz daha titizleniyorum çünkü şarkının gerçekten iyi bir anlatıma ihtiyacı var dolayısı ile klibin biraz daha doyurucu olması ve görüntü öyküsünün iyi yazılması gerekiyor. İyi çekilmesi gerekiyor. Bakalım gönlüme göre birşey olması için elimden geleni yapacağım.
KONSER TARİHLERİNİ SIRA SIRA ALAMAYIZ BELKİ AMA EN AZINDAN HANGİ ŞEHİRLRERE UĞRAYACAĞINIZI ÖĞRENEBİLİRİZ !
Nisan ayında Antalya, Alanya ve Konya konserleri ile başlıyoruz. Daha sonra Eskişehir , Bursa, Mersin İskenderun, Antakya, İzmir Bornova , Adana var, 25 Mayıs’da İstanbul’da C.K.M.’de bir konserimiz var. Daha sonra İzmir’de Haziran ayında konserlerimiz var sonrasında da devamı gelecek ama şimdilik 13 - 14 konserlik programımız belli.
2009 SİZİN İÇİN KONSER YILI OLDU, OLMAYA DA DEVAM EDECEK DİYEBİLİRİZ O ZAMAN ...
Bu sene gerçekten çok konser oldu. Bu sene tarihlerden anlaşılacağı gibi epey sürecek de konserler. Sahnede sanki şarj oluyorum ben. O enerjiyi bir şekilde seyirciden alıp dışarıya yansıtıyorum.
SON OLARAK, MERAK EDENLERE, ZUHAL OLCAY BİR KONSERİNİN REPERTUARINI NASIL HAZIRLAR, İPUCU VERLİM Mİ ?
Eski albümlerimden, “Başucu Şarkılarından, “Küçük Bir Öyküden” potporiler hazılıyoruz. Bir de böyle ikinci bölümün başında, konserin ikinci bölümünün başında müzikallerden derlediğimiz, dört beş şarkılık bir bölüm söylüyorum seçtiğim müzikallerden. Ayrı bir dinamizm katıyor konsere. Böylece, sesimdeki ya da yorumumdaki diyelim, bilinmeyen farklı bir bölgeyi seyirciye yansıtıyorum.

